‘Ruh sağlığımız için ruhsal bağışıklık dikkatsizlik edilmemeli’

06.07.2022 00:14 Son Güncelleme: 06.07.2022 00:14Haber Deposu: İHA Ruh sağlığı, vücut bağışıklığını kuvvetli tutmak için mühim unsurlardan bir tanesi. Hekimlerinden Uzman Klinik Psikolog Kübra Bozkurt, ruhsal bağışıklığın iyi mi korunacağı ve ruhsal bağışıklığın ne olduğu mevzuları hakkında açıklamalarda bulunmuş oldu. Ek olarak Psikolog Bozkurt, ruhsal sağlığı etkileyen koruyucu faktörler ve risk faktörleri hakkında bilgiler verdi. Ruhsal bağışıklık: Ruhsal sağlamlık Ruhsal bağışıklığı yada ruhsal sağlamlığı, ferdin karşılaşmış olduğu sorunlara karşı uyguladığı koruyucu baş etme şekilleri (koruyucu faktörler) ile hayatındaki risk faktörleri arasındaki birleşim olarak tanımlayan Psikolog Kübra Bozkurt, “Yaşanmış olan negatif vakalar geniş yelpazede değerlendirilebilir.
Boşanma, fizyolojik/ruhsal sertlik, taşınma, okul değişiklik yapma, akran zorbalığı, naturel afetler ve günümüzde maruz kaldığımız salgın hastalıklar bizim baş etme yöntemlerimizi kontrol eder. Haiz olduğumuz kuvvetli baş etme şekilleri ile risk faktörlerinin çatışması sonucu, yeni duruma iyi mi adapte olduğumuz ve iyilik halini iyi mi koruduğumuz ruhsal bağışıklığımızın ne kadar güçlü bulunduğunu gösterir. Bağışıklık sistemimiz maruz kaldığımız çevre kadar kuvvetlidir. Bir çocuğun gelişim sürecinde maruz kalmış olduğu ev ve okul ortamı, oyun ve öteki ortamları bakteriler, virüsler, mikroplarla var olur. Çocuk bu etkenlere maruz kaldıkça bağışıklık sistemi yeni silahlar (antikorlar) geliştirir ve kendisini kuvvetlendirir. Benzer olarak ruhsal risk faktörleri de ruhsal bağışıklığımızı korumuş olan, koruyucu baş etme yöntemlerini çeşitlendirir ve kuvvetlendirir” dedi. Koruyucu faktörler ve risk faktörleri Ruhsal bağışıklığı zorlayan risk faktörleri içinde ruhsal problemi olan anne babalar tarafınca yetiştirilmek, aile içi sertlik, sıhhat problemlerine haiz olmak, cenk ve terör olaylarının yaşandığı coğrafyada yaşamak, yoksulluk yada naturel afetler sayılabileceğini ifade eden Psikolog Bozkurt, “Doğuştan haiz olduğumuz mizaç özellikleri ile çevresel faktörler birleştirildiğinde maruz kaldığımız risk faktörlerinin üstesinden iyi mi geldiğimiz açıklanabilir. Girişken, kendine güvenen, dışadönük ve kendi haklarını savunabilen bir çocuğun, aile, okul ve cemiyet desteğiyle karakterini güçlendirmesi ve maruz kalmış olduğu sorunlarla daha kolay baş etmesi beklenir. Tam tersine daha içedönük, boyun eğen, özgüveni düşük bir çocuğun çevresel faktörleri de zayıf olduğunda, karşılaşmış olduğu sorunlarla baş etmesi oldukca daha zor olsa gerek. Koruyucu faktörleri üç ana başlık altında değerlendirebiliriz; bireysel, aileden gelen ve aile dışındakiler. Bireysel faktörlere, özgüvenin, özsaygının, öz yeterliliğin ve toplumsal becerilerin güçlü olması, parlak zekaya haiz olmak şeklinde etkenler örnek verilebilir. Aileden gelen koruyucu faktörlere, anne-baba ile sıhhatli ve etkili kontakt, iyi bir sosyoekonomik düzey, çekirdek aile dışından gelen sıhhatli toplumsal bağlar örnek olarak verilebilir. Aile dışındaki koruyucu faktörler ise destekleyici yetişkinlerle bağ kurma, iyi bir toplumsal çevrede bulunma ve iyi okullarda okumadır” şeklinde konuştu. ”Uyku kalitesinin düşmesi fizyolojik ve ruhsal bağışıklığımızı zayıflatan en mühim etkenlerden biridir” Uzun devam eden ve kronik hale gelen stres birçok fizyolojik hastalığı da bununla beraber getirdiğinin altını çizen Psikolog Bozkurt, “Bizde kaygı uyandıran vaka esnasında vücudumuzda salgılanan kortizol hormonun uzun sürelerde salgılanması, vücudun tüm sistemlerini etkilemekte ve fizyolojik hastalıklara niçin olmaktadır. Bunlardan ruhsal sorunlarla en oldukca eşleşenlerden biri uyku bozukluğudur. Uyku kalitesinin düşmesi fizyolojik ve ruhsal bağışıklığımızı zayıflatan en mühim etkenlerden biridir.
Ruhsal bağışıklığımızın zayıf olması, kısaca karşılaştığımız sorunlarla baş edemeyip psikiyatrik bozukluklardan birine haiz olmak, baş etme yöntemlerimizin de zayıf bulunduğunu gösterir” diye konuştu. Psikolog Bozkurt, ruhsal bağışıklığı korumak için nelerin yapılabileceğinin şu şekilde deklare etti: ”Sıhhatli beslenme; bu mevzuda kafi bilgiye haiz değilseniz bir diyetisyene başvurabilirsiniz. İhtiyacınız olan gıdaları, kafi oranda ve uygun saatlerde tüketmelisiniz. Ruhsal sorunlarla birlikte gördüğümüz duygusal açlık, çoğu zaman geç saatlerde ve karbonhidrat ağırlıklı beslenme şeklinde kendini gösterir. Bu şekilde beslenmeye başladıysanız doğru baş etme yöntemini kullanmıyorsunuz anlamına gelir. Baş etme yöntemi olarak sigara, alkol yada madde kullanmayın.
Eğer bunlardan herhangi birini sıkıntılarınızı hafifletmek için kullanıyorsanız, bağımlılık profiline doğru ilerlersiniz. Uyku saatlerinize dikkat edin. Vücudun kendini yenilediği, toksinleri attığı uykunun ruh sağlığı üstünde büyük bir tesiri vardır. Günde averaj 7-8 saat uyuduğunuzdan güvenilir olun. Yatmadan bir süre ilkin telefonunuzu, bilgisayarınızı ve tabletinizi kapatın. Bu cihazların yaymış olduğu mavi ışık uyku kalitenizi ciddi anlamda etkilemektedir. Evden dışarı çıkın, kapalı alanda ne kadar oldukca zaman geçirirseniz o denli depresif hissedersiniz. Evden çıkın ve düşük tempolu, kısa yürüyüşler yapın. Yakarış etmek, meditasyon yapmak ve açık havada nefes egzersizi yapmak sizi rahatlatacaktır. Her an bir şeyle meşgul olmak zorunda değiliz, kendinize gün içinde dinlendiğiniz vakitler oluşturun. Kimi zaman kişilik yapımızdan dolayı hayır demekte zorlanırız ve bunun farkına varan insanoğlu bizi istismar ederler ve bu da ciddi bir tükenmişlik getirir. Hayır demeye başlayın ve buna, en kolay yapabileceğiniz kişiyle başlayın. Minik sorumluluklar alın, bunlar sizin yaşamın bir parçası olduğunuzu hissettirecektir. Hedeflerinizi minik, yapılabilir adımlara bölün ve en basitinden başlayın. Eğer stres kaynağından uzaklaşabiliyorsanız fırsatları değerlendirin. Mobbinge maruz kaldığınız iş ortamını değişiklik yapmak, fizyolojik/ruhsal şiddete maruz kaldığınız eşiyle olan evliliği bitirmek, kendinizi güvende hissetmediğiniz evinizi değişik bir ilçeye taşımak şeklinde. Bu tarz şeyleri uygulamak zor ise toplumsal destek mekanizmalarınızı güçlendirin, aile üyelerinden ve arkadaşlarınızdan destek alın.
Bir tek aile ve iş yaşamımızın olması ruhsal bağışıklık için yeterince güçlü değil. Renkli bir toplumsal yaşam, değişik kültürlerden, görüşlerden insanlarla tanışmak bizi zinde meblağ. Değişik ilgi alanlarınız olsun, stresli aniden keyfinizi yerine getirecek bir meşguliyetiniz olsun. Yeni hobiler deneyin, yeni diller öğrenin, değişik mekanlar keşfedin. İhtiyacınız olduğu her anda duygularınızı ve düşüncelerinizi ailenize ve arkadaşlarınıza anlatmaktan çekinmeyin. Sorunlarınızla baş etmekte zorlanıyorsanız ve durumunuz kötüye gidiyorsa ne olursa olsun bir terapistten yardım alın. Sıhhatli baş etme yöntemlerini sık sık kullanmak, negatif yaşam koşullarına karşı sizi kuvvetlendirecektir.
Iyi mi ki fizyolojik bağışıklık sistemimizi kuvvetlendirmek için sıhhatli beslenmeye, uyku kalitesine, egzersize ehemmiyet veriyorsak ruhsal sağlamlık için de toplumsal desteğe, hobilere, değişik deneyimlere ihtiyacımız var. Koruyucu faktörleri hayatımızda tuttuğumuz sürece ruhsal sağlamlığımız güçlü olacaktır. Yaz mevsiminin ruh sağlığı üstüne tesiri Biliyoruz ki kapalı, soğuk ve yağmurlu havalarda daha keyifsiz hissederiz. Canımız bir şey yapmak istemez. Yataktan çıkmak bile zor gelir. Bu nedenledir ki sonbahar-kış aylarında depresyon vakaları artmaktadır. Şimal devletlerinde de depresyon ve intihar vakaları daha fazladır. Güneşin yaymış olduğu ışıkların bedenimize enerji vermesi, uyanıklık seviyemizi arttırması, vücudumuzdaki D vitamini emilimini sağlaması yardımıyla yazları daha pozitif hissediyoruz. Bundan dolayı ilkbahar-yaz aylarında açık havaya çıkmak, güneşin tadını çıkarmak ruhsal bağışıklık için oldukca önemlidir.”

Son Dakika Haberler